Ne Dediler

Aysim Altay: Yaşamı Solumak....

Öylesine farklı ifadeler yarıştı ki zihnimde.... Yaşamın eşsiz nefesini almak, bedenime ve ruhuma yaşam soluğunu üflemek, nefes nefes yaşamı dokumak.... Daha neler neler....

Moda'da Kemal'in yerindeyim. Gündüzü bahar havasına büründüren güneş yerini tatlı bir yağmura bırakmış, altında oturduğum şeffaf korunak gökyüzünün üzerime görsel ve işitsel bir şenlik havasında yağmasına izin veriyor. Birazdan gün ve haftasonu Koço'da, rakı-balık muhabbetinde, dostlar sofrasında sonlanacak. Böyle güzel başlayan bir güne de bu yakışırdı doğrusu ;))

Gün Kalamış Park'ın sabah dinginliğinin ardından yoganın huzurlu, dirilten, cana can katan dokunuşuyla başladı.

Hani bazı yerler vardır, o yerleri andığınızda bağlantılı anılar ve isimler üşüşür ya zihninize. Benim için de o yerlerden birisi, Kalamış. ""Kalamış'ta Bora diye biri var" dediler, ben de geldim" Bu sözü o kadar sık duyuyorum ki.... Bora ve Yoga ya da Yoga ve Bora. (Biliyorum, o mütevazı haliyle bu ifadeden hiç hoşlanmayacak. Olsun varsın ;)) Ben yine de söyleyeceğim. Ve bu yazıyı Web sayfasına koysun diye elimden geleni yapacağım ;)) )

Yaşamda öyle değil midir zaten? Bir yere, bir konuya, bir isme anlam katan ilişkili olduğu kişi ya da kişilerin kattığı ruhtur. Yoksa içi boştur, koftur, sığdır, boyutsuzdur.

Peki ama nefes almak bunun neresine yerleşiyor? Unuttum mu ben başlığı yoksa? Sersemledim mi bahar üstü yağmurdan? Öylesine mi yazmıştım yoksa, laf ola beri gele? Değil değil... Hiçbiri değil. Nefes almak, hem yoganın özüne, hem insanın var olmasına, hem yaşamın devamlılığına yerleşiyor. Mevlana insan bedenine kamış diyor, yaşam da o kamışa üfleniyor. Neyin sesinin insanın iç tellerini titretmesi bundandır bence. İsmimizin kimliğimiz, varlığımız üzerimize yerleştiriliyormuşçasına 3 kez kulağımıza üflenmesi de.... Nefeslerin yoganın özü olması da.... Hatta yogada hareketin nefesi değil, nefesin hareketi yönlendirmesi de.... Suni teneffüsün diğer adının hayat öpücüğü olması da....

Yaşamda kendimize bir nefeslik daha yer açabilmenin, yaşamdan bir nefeslik mola alıp kendimizi keşfetmenin, bir solukta hem derinlere hem uzaklara gidebilmenin çok keyifli bir yolu yoga. Yakinlarda bir zamanda Bir nefeste buluşmak üzere şimdilik hoşçakalın, huzurlu, sağlıklı, keyifli nefesler alın....

(Not: Bu yazı, cep telefonunu kısıtlı olanakları ile yazılmıştır. Hatalarımı hoşgörmenizi diliyorum)

 

Arda Özkaynak: 3 yıldan uzun süredir yoga yapıyorum. Bunun ilk yarısında herhangi bir Yoga okulunda değil de bizim evin salonunda 4 arkadaş yapıyorduk. Tam amatör işi yoga.

Esasında yogaya sportif motivasyonlarla, daha sağlıklı bir bedene sahip olmak için başladığımı itiraf etmeliyim. Çünkü bence biz hiçbir şeye sahip değiliz (arabalar, evler, arkadaşlar, aile vs). Sadece bedenimiz bizim. O olduğu sürece varız, yok olmamız da bedenimizin ölmesi ile meydana geliyor.

Beklediğim gibi yoga bedenime çok iyi geldi. Daha sağlıklı ve iyi bir bedenim olduğunu, ona hak ettiği ilgiyi bu şekilde gösterdiğimi hissediyorum. Bedenim iyileştikçe bir bütün olarak benim de iyileştiğimi anladığım gün hayatım boyunca bir şekilde yogaya devam etmeye karar verdim ve Hariom’a elimden geldiği sıklıkta devam ediyorum.

İyi bir ortalama ile ODTÜ Makinadan mezun oldum. Mekatronik masterını Hamburg Teknik Üniversitesinde yapıp Stuttgart’da mühendis olarak çalıştım. Şimdi de İstanbul’da benzer bir işte bakım ve proje lideri olarak çalışıyorum. Stresli bir işte, kariyerim için sürekli performans göstermem bekleniyor. Ben de elimden geleni yapıyorum. Fabrikamızda (bu arada fabrika Dilovası’nda, Türkiye’nin en pis atmosferine sahip ilçesinde) hammaddelerimiz monomer (kanserojen), ürünümüz ise yanıcı patlayıcı. Böyle bir fabrikanın tüm bakım ve projelerinde sorumlu olmak özellikle psikolojik olarak çok yorucu.

Şimdi bakınca yoga ile işim arasında bir denge kurduğumu görüyorum. Belki yoga yaptığım için işime devam edebiliyorum ya da işim yüzünde yoga bana çok iyi geliyor. Her iki yakada başka bir Arda var gibi. Şu anda işime ayırdığım zaman ve enerji yogaya (ve daha başka her şeye) ayırdığımdan misli ile fazla. Yine de neysi ki yoga var.

 

Ülker Üner: Hayatımda önemli bir yer edindiği için yazmak istedim.. Sürekli yoga günü gelsin diye hevesle bekliyorum. Sadece 7 derstir ve haftada 2 gün devam etmeme rağmen Hariom Yoga tüm hafta dilimden düşmüyor. Ne kadar yorgun olursam olayım, ders sonunda kendimi dingin, esnek ve mutlu hissederek çıkıyorum, üstelik onca esneme hareketine rağmen, son 10 dk’lık dinlenme bölümünde resmen uyuyakalıyorum.

Yeni başlayanlara “zorlamanıza gerek yok, kendinizi nasıl rahat hissediyorsanız o pozisyonda kalın” yaklaşımı ve güleryüzüyle insanı evinde gibi hissettiren sevgili hocam Bora Ercan’a çok çok teşekkür ediyorum.
Konuşmak için biraz erken belki ama hayatımın kalıcı bir parçası olacak yoga ve Hariom Yoga, onlar bana “gelme artık” diyene kadar oradayım J

Emre Duymaz: "Korkular harekete geçirir insanı. Bazen yaşamak, bazen kaybetmek duygusu ağır basar. Tam bu karmaşıklığın körüklendiği bir dönemde, dostlarla sohbetin sonucunda yoga fikri aklıma düştü. 5 ay gitsen mi gitmesem mi kararsızlığı arasında gidip gelirken, 5 yıl sonra çıkılan bir tatil neticesi, 5 Ekim’de yolun sonu Kızıltoprak oldu. Değişime açık olunca değişiyorsun zaten..Şimdi soruyor arkadaşlarım. Ne değişti? Çoook şeyy...Değişene değil değiştirene sormalı…Hariom’un herkese sevgiyle açık kapısı…"

Gönül Ertanı: "Hariom'a geldiğimde daha cok pilates ağırlıklı calışmak nıyetindeydim. Ama sonraları baktım ki bende bir şeyler değişmeye başladı. Yoga sonrası kendimi çok iyi hissediyordum. Bu neredeyse birkac yıldır unuttuğum. bir durumdu. Şimdi yogaya üvey muamelesi yaptığım  için ondan özür diliyorum. Bütün antidepresanlar çöpe Yaşasın Yoga heeey..."

Aycan Saroğlu: "Hariom Yoga'ya gelmek ve Bora Ercan'ı tanımak hayattaki en büyük anslarımdan biri oldu. Öfke ve tahripkar karakteriyle ünlü bir insandan çok daha mutedil bir nsana dönüştürdü beni yoga. Kendimi sevmeme ve tanımama yardımcı ldu. Bora Ercan muhteşem yoga öğretmenliğinin yanı sıra tarzı, üslubu
ve entellektüel birikimiyle yolumu açtı, yakın dostlarımdan biri oldu... İyi ki Hariom Yoga var, ikinci bir evim var..."

Funda Çağlar:
"Bir nefes alışı kadar sıradan, basit ve yalın, bir o kadar da  ayrımsanmadan girer bedene hayat...sonra, dolar, taşar gider ardından...anlamadan...bir çiçeğin yaprağına akar yüreğin bilmezsin. Bilemezsin o yaprakta çarptığını senin, bilemezsin gözlerin yumuşacık tenidir artık bir menekşenin...
                Yaratanın zihninde bir dalga, bir AUM...bir ağacın dalları salınır rüzgarda ve BEN, bir beden, bir akıl, bir ruh bulurum, titreşen yapraklarda...yayılır, salınır varlığımda varlığı, AUM...hava, toprak, su ayrılır birbirinden ve ayrılırken sarılıp tutunurlar bir olurlar, yerleşip yerlerine gezegen olurlar, AUM...bir karınca yürür üzerinde toprağın, toprak bilir, hava bilir, su bilir...bir ben bilemem nerdeyim, bir ben bilemem neyim...
               Zihnim boşalır ve karanlık salınır, AUM...bir biliş olur varlığım, AUM...
               Her şey herşeyin içinde
               her şey benim içimde
               ve ben her şeyin içinde,
dalgalanır, bir görünür, bir kaybolurum, ellerime tutunur ben olurum...
                            Bora ERCAN deyişiyle  HARİ OM TAT SAT."
 

Handan Akdemir: "Hariomyoga'daki ilk derse geçtiğimiz pazar başladım. Birkaç yıl önce yogaşala'da bir buçuk ay yoga yapmıştım. Daha sonra evde bir dönem Tibet hareketlerini yaptım. Şu kadarını söyleyebilirim ki pazar günü ikinci dersi iple çekiyorum. Sadece bir buçuk saat yoga bile bu hafta boyunca kendimi daha dingin ve mutlu hissetmeme neden oldu. Bu arada arkadaş grubumuzun en güzel şeyleri keşfetmek konusundaki "doğal lideri" Aycan Saroğlu'na beni Hariomyoga'ya götürdüğü için ve hocamız Bora ile tanışmama neden olduğu için buradan teşekkür etmek isterim.